Mehmet Akif Ersoy kimdir, hayatı

Mehmet Akif Ersoy'un hayatı

Mehmet Akif Ersoy kimdir, hayatıMehmet Âkif’in babası Mehmet Tâhir Efendi (1826-1888) ve annesi Emine  Şerife Hanım’dır Mehmet Tâhir Efendi çocuk yaşta Arnavutluk’tan  İstanbul’a gelerek tahsil etmiş ve Fatih Medresesi müderrisliğine kadar yükselmiş âlim ve ârif bir zattır. Annesi ise aslen Buharalı olan Tokatlı bir aileye mensuptur. Ailenin Âkif’ten sonra Nuriye adında bir de kızları olmuştur.

Mehmet Akif ilköğrenimine Fatih'te Emir Buharî mahalle mektebinde başladı. Maarif Nezareti'ne bağlı iptidaîyi ve Fatih Merkez Rüştiyesi'ni bitirdi. Bunun yanı sıra Arapça ve İslami bilgiler alanında babası tarafından yetiştirildi. Rüştiye'de "Hürriyetçi" öğretmenlerinden etkilendi. Türkçe, Arapça, Farsça, ve Fransızca bilgisiyle dikkati çekti. Mekteb-i Mülkiye'nin idadi (lise) bölümünde okurken şiirle uğraştı. Edebiyat hocası İsmail Safa'nın izinden giderek yazdığı mesnevileri şair Hersekli Arif Hikmet Bey övgüyle karşıladı.

Mehmet Âkif, resmî tahsilin dışında, çok bilgili bir zat olan babası başta olmak üzere birçok âlimden devamlı olarak ders okumuş ve kendisini yetiştirmiştir. Lisana karşı  bilhassa kabiliyeti bulunduğundan, devamlı çalışarak Arapça, Farsça ve Fransızca’yı, edebiyatlarını takip edecek ve tercümeler yapacak kadar iyi öğrenmiştir. Çocukken başladığı  hâfızlık çalışmalarını, bir müddet ara verdikten sonra, yirmi yaşında iken kendi kendine tamamlamış ve Kur’an-ı Kerîm’i ezberlemiştir. Mısır’daki son seneleri de Kur’an meâli ile meşgul olarak geçmiştir.  

1908'de II. Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte Eşref Edip'in çıkardığı Sırat-ı Müstakim ve sonra Sebilürresad dergilerinde sürekli yazılar yazmaya, şiirler ve çağdaş Mısırlı İslam yazarlarından çeviriler yayımlamaya başladı. 1913'te Mısır'a iki aylık bir gezi yaptı. Dönüşte Medine'ye uğradı.

Bu gezilerde İslam ülkelerinin maddi donatım ve düşünce düzeyi bakımından Batı karşısındaki zayıflıkları konusunda görüşleri pekişti. Aynı yılın sonlarında Umur-u Baytariye müdür muavini iken memuriyetten istifa etti. Bununla birlikte Halkalı Ziraat Mektebi'nde kitabet ve Darülfünun’da edebiyat dersleri vermeye devam etti. İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girdiyse de cemiyetin bütün emirlerine değil, sadece olumlu bulduğu emirlerine uyacağına dair and içti.

I. Dünya Savaşı sırasında İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin gizli örgütü olan Teşkilât-ı Mahsusa tarafından Berlin'e gönderildi. Burada Almanların eline esir düşmüş Müslümanlar için kurulan kampta incelemeler yaptı. Çanakkale Savaşı'nın akisini Berlin'e ulaşan haberlerden izledi. Batı uygarlığının gelişme düzeyi onu derinden etkiledi.

Türk aruzunun ustalarından biri olan Akif, tutucu çevresinin, dinsel dünya görüşünün, İslamcı etkilerin ve İslam Birliği’ne bağlanmış olmasının iz ve etkilerini sonuna kadar taşıdı. Gerçekçi gözlemleriyle pek çok güncel olayı ustaca şirine taşıdı, kıt’alan dışında süreklilikle düz kafiye kullanarak halk diliyle yazdı. Yine de Mehmet Akif Ersoy; eseri ve yaşamındaki vazgeçmez ülkücülük Türk-İslam karakter özü, ömrünü bağladığı inancın ardında ısrarla yürümesi, gerekli mücadelelere vaktinde katılması yüzünden (milli marş şairi olması) ayrıcalıklı bir yer kazandı, ulusunun sevgi ve saygısında yüceldi.

Safahat, şairin ilk şiir kitabının (1911, safhaları evreler) ve bütün kitaplarını bir araya getiren eserin genel adı, ilk kitaptan başka öteki 6 kitabını da içerir: Süleymaniye Kürsüsünde (1914), Hatıralar (1917), Asım (1918), Gölgeler (1933), Hepsi aruz ölçüsüyle yazılmış 13 bine yakın dize tutarındaki eser, yaratıcısının sanatçı kişiliğini eksiksiz bir toplamda yansıtan tek kaynaktır.