Hz Hasan'ın Hayatı

Hz Hasan'ın Hayat hikayesi

Hz Hasan'ın HayatıMiladi 625 yılında Medine'de doğdu. Peygamber Efendimiz , Cahiliye döneminde bilinmeyen Hasan adını ve Ebû Muhammed künyesini vermiş ve kulağına bizzat ezanı kendisi okudu. Doğumunun 7. Gününde akika kurbanı kesti ve saçının ağırlığınca fakirlere gümüş dağıttı. Kaynaklarda, Rasûlullah'a çok benzediği için Hz. Ebû Bekir'in onu, "Ey Nebî'ye benzeyen, Ali'ye benzemeyen" diye sevdiği ve Hz. Ali'nin de buna tebessüm ettiği belirtilir.

Hasan, kardeşi Hüseyin gibi ilk halife döneminde gerçekleşen önemli olaylarda bizzat yer almamıştır. Hz. Osman'ın hilafeti sırasında kardeşiyle birlikte Said b. Âs (ra)'ın Horasan seferine katılmış, daha sonra da babası tarafından yine kardeşiyle birlikte Hz. Osman'ı isyancılara karşı korumak ve evine su taşımakla görevlendirilmiştir.

Babası hilafete geldikten sonra Hasan,  Talha b. Ubeydullah ve Zübeyr b. Avam'ın ona karşı çıkmaları üzerine, Kufelileri babasının yanında yer almaya ikna etmek için Ammar b. Yasir (ra) ile birlikte Kufe'ye gitti. Cemel Vakası ve Sıffîn Savaşı'nda da babasının yanında bulundu. Hz. Ali'nin şehid edilmesinin ardından Ubeydullah b. Abbas b. Abdülmuttalib Kufelileri halife olarak ona biata davet etti ve bir rivayete göre aynı gün, bir rivayete göre de iki gün sonra Kufe'de kendisine biat edildi. Hz. Ali ölümünden kısa bir süre önce Hasan'a biat konusunda sorulan bir soruya, "Bunu ne emreder ne de nehyederim." diye cevap vermiştir; ancak Şiîler Hz. Ali'nin onu veliaht tayin ettiğine inanırlar.

Hz. Ali'nin şehid edildiğini ve Hasan (ra)'ın  halifeliğe getirildiğini haber alan Muaviye b. Ebû Süfyan, onun taraftarlarını ve Kufelileri kendi safına çekmek için yoğun bir faaliyet başlattı: Abdullah b. Amir kumandasında Suriye, Filistin ve el-Cezire kuvvetlerinden oluşan bir ordu hazırlattı. Abdullah b. Amir de Medain'e giderek şehrin dışına çıkan Hasan'ın ordusunun karşısında mevzilendi ve onlara Muaviye'nin de Enbar'ı kuşattığını, aslında savaş niyeti taşımadıklarını ve Hz. Hasan'ın kendisi de dahil olmak üzere askerlerinden onlara sığınanların hayatlarının bağışlanacağını söyledi. Bu sözler karşısında çoğunluk savaştan kaçındığını belli etti; Hz. Hasan da Medain'e dönerek hilafeti Muaviye'ye teslim etmek için belirlediği şartları Abdullah b. Amir'e bildirmek zorunda kaldı.

İleri sürdüğü şartlar şunlardır:

  1. İntikam için Iraklılar'dan hiç kimse tutuklanmayacaktır.
  2. Milliyetine bakılmaksızın herkes emniyet içinde olacaktır.
  3. İşlenmiş suçların tamamı affedilecektir.
  4. Ahvaz'ın haracı yıllık olarak kendisine ödenecektir.
  5. Kardeşi Hüseyin'e 2 milyon dirhem verilecektir.
  6. Haşimoğulları'na da Abdüşşemsoğulları'na (Umeyye) gösterilen yakınlık gösterilecek ve aynı ihsanlarda bulunulacaktır.

Abdullah b. Amir Hz. Hasan'ın şartlarını Muaviye'ye götürdü, Muaviye de bunları kendi eliyle yazarak mühürledi ve Hz. Hasan'a iade etti (25 Rebîülevvel 41/29 Temmuz 661).

Şartlarının kabul edilmesine memnun olan Hz. Hasan, anlaşmayı Kays b. Sa'd'a bildirerek yetkilerini Muaviye'ye devretmesini ve Medain'e dönmesini emretti. Bu arada Hz. Hüseyin ve Hucr b. Adî gibi bazı kimseler, Hz. Hasan'ın Muaviye ile anlaşmasına, arkasındaki Müslümanları küçük düşürdüğü gerekçesiyle karşı çıktılarsa da Hz. Hasan kararından dönmeyerek adamları ile birlikte Medain'den Kufe'ye gitti ve oraya gelen Muaviye'ye vardıkları anlaşmayı şahsen de teyit ettirdi.

İslam tarihinde 41 yılına bu uzlaşmadan dolayı "âmü'l-cemâa" (birlik yılı) denilmiştir. Böylece Hz. Hasan, kardeşi Hüseyin'in şiddetle karşı çıkmasına rağmen Muaviye ile anlaşarak Hz. Peygamber'in işaret ettiği gibi (Buharî, "Sulh", 9; "Fiten", 20) Müslümanlar arasında kan dökülmesini önlemiş ve insanların kısa bir süre için de olsa barış ve huzur içinde yaşamalarına vesile olmuştur. Hz. Hasan daha sonra ailesiyle birlikte Medine'ye gitti ve hayatının geri kalan kısmını orada siyasetten uzak bir şekilde geçirdi. Ancak sonunda, rivayete göre Yezîd b. Muâviye ile evlendirilmek vaadiyle kandırılan eşlerinden Ca'de bint Eş'as b. Kays tarafından zehirlendi ve 28 Safer 49 (7 Nisan 669) tarihinde vefat etti.

Ölmeden önce kardeşi Hüseyin'e Rasûl-i Ekrem'in yanına, bu mümkün olmadığı takdirde Cennetü'l-Bakî'de annesinin yanına gömülmesini vasiyet etmiş, Mervan b. Hakem birinci teklife karşı çıktığı için Medine Valisi Saîd b. Âs'ın kıldırdığı cenaze namazından sonra Cennetü'l-Bakî'de annesinin yanına defnedilmiştir.