Vesvese nedir, vesveseden kurtuluş çareleri

Vesveseden Kurtuluş çareleriVesvese nedir,vesvese ne demek, Vesveseden Kurtuluş çareleri,vesveseden kurtulmak,vesveseden kurtulma yolları,vesveseden nasıl kurtulunur

Var olduğu halde gözümüzle göremediğimiz varlıklardan biri de şeytandır. Şeytan cinlerdendir ve insanın vesvese ile sürekli olarak aldatmaya çalışır. Vesvese şeytanın en güçlü silahıdır. Fakat insan ilmi sayesinde şeytanın bu vesvesesinden kurtulabilir. Çünkü cehil vesveseye davetiye çıkarırken ilim onu kovar. O halde bu sinsi düşmana karşı koymak için yapılacak ilk iş; onu çok iyi tanımak, hile ve taktiklerini çok iyi bilmektir. Zira düşmanı tanımadan, onun hilelerini anlamadan, düşmana karşı koymak asla mümkün değildir

Vesvese: Şüphe, kuruntu, tereddüt ve aslı olmayan ihtimaller demektir. Vesvesenin anlamı; insanın kalbine, ona hissettirmeden peş peşe kötü düşünce sokmaktır. İşte bu çalışmaya “vesvese”, vesveseyi verene de “vesvas” denir. Nas suresinde “min şerri-l vesvasil hannâs” buyurularak “vesvese veren hannasın şerrinden Allaha sığınmamız” emredilmiştir.

“Bununla beraber şeytandan (gelen) bir vesvese seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın! Çünkü Semi (her şeyi işiten), Alim (hakkıyla bilen) ancak O’dur.” (Fussılet, 36)
 “(Allah’dan) gerçekten sakınanlar, kendilerine şeytandan (gelen) bir vesvese dokunduğu zaman, (Allah’ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp derhâl (hakikati) gören kimselerdir. (A‘râf, 201)”
“Ve de ki : “Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım. Rabbim! (Onların) yanımda bulunmalarından dahi sana sığınırım.” (Mü’minûn, 97-98)

İbni Abbas (ra) anlatıyor:
“Resûlullah (sav) buyurdular ki:
“Şeytan insanoğlunun kalbinin üzerinde tünemiş vaziyette bekler. Allah'ı zikredince siner, çekilir, gaflet etse vesvese verir.” (Buhârî)
İbni Abbas bana dedi ki:
“Eğer içinde herhangi bir vesvese bulursan şöyle de: “O (Allah), hem evveldir, hem ahirdir, hem zahirdir, hem batındır. O her şeyi bilendir” (Hadid, 3)

Vesveseden kurtuluş çarelerini Bediuzzaman eserinde çok güzel bir şekilde açıklamıştır

Vesvese, ehemmiyet verdikçe artar, ehemmiyet verilmezse azalır
Cenab-ı Hak şu âlemde çok hikmetlere binaen vesveseyi şeytanın eline vermiştir. “Vesveseye ehemmiyet verdikçe şişer, ehemmiyet vermezsen söner. Ona büyük nazarıyla baksan büyür; küçük görsen, küçülür. Korksan ağırlaşır, hasta eder; korkmazsan hafif olur. Mahiyetini bilmezsen devam eder, yerleşir; mahiyetini bilsen, onu tanısan, gider.” (Sözler)
Delile dayanmayan vesveseler, imanımıza zarar vermez
Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor:
Hz. Peygamber'in (asm) ashabından bir kısmı ona sordular:
“Bazılarımızın aklından bir kısım vesveseler geçiyor, normalde bunu söylemenin günah     olacağına kâniyiz.”
Hz. Peygamber (asm):
“Gerçekten böyle bir korku duyuyor musunuz?” diye sordu. Oradakiler “Evet!” deyince:  “İşte bu (korku) imandan gelir (vesvese zarar vermez)” dedi.”
İmani mevzularda (Allaha iman, ahrete iman vb.) şeytan insanın aklına ve hayaline şüphe ve kuruntularla vesvese verebilir. Vesveseli kişi korkarak “Eyvah, kalbim bozulmuş, inancım sarsılmış” zanneder. Halbuki, akla vesvese gelmesi tasdik etmek demek değildir.
Örneğin; güneşin bugün batmaması veya yarın doğmaması mümkündür. Hâlbuki kesin olarak bilinir ki güneş batacak, yarın doğacak. Bu halden kimse şüphe edemez. Aklımıza şüphe getirmez.
İşte bunun gibi, imanla alakalı konularda delile dayanmayan vesveseler, imanımıza zarar vermez.
Kalbe gelen vesvese hüküm değil hayaldir

Şeytan ilk vesveseyi kalbe fısıldar. Bazı edebe zıt halleri hayale getirir. Vesvese eden kişi Rabb’ine edepsizlikte bulunduğunu zan eder. Hâlbuki o çirkin sözler kalbe ait değildir. Şeytanın vesvesesidir. Kalbin verdiği hüküm değil, hayaldir. Çünkü insan ibadet ederken bir sebep dolayısıyla alakasız çirkin şekiller hayaline gelebilir. Nasıl içimizdeki necaset temizliğimize zarar vermez. Namazı bozmaz. Öylede ibadetteki tefekkürlerimiz o çirkin şekillerin ortalarından geçerler. Birbirlerine bulaşmazlar.
Hayale gelen vesveseler, ibadetin kutsiyetini bozamaz
Kişi ibadet ederken bir hastalık bir sıkıntı (açlık veya def-i hacet vs.) sebebiyle o ihtiyaçlarının devasını hayalinde şekillendirebilir. Fakat bu hayaller ibadetin yüceliğine zarar veremez.
Namazda iken hayale gelen boş düşüncelere, karşı “Aman ne kusur ettim” deyip, inceleyip meşgul olunmamalı, fark edildiği an dönülmelidir. Ta ki o zayıf düşünce dikkat etmekle kuvvetlenmesin. Bununla beraber vesveseler adeta balona benzer. Üfledikçe, yani ehemmiyet verdikçe büyür, ehemmiyet verilmezse küçülür ve sönerler.
“Amelim sahih oldu mu” demek yerine “ Kabul oldu mu” denilmelidir
İbadet eden kişi amelinin sahih olup olmadığını düşünerek,  ibadeti tekrarlaması şeytanın verdiği vesveselerdendir. İşlediğimiz amellerimizde “Acaba sahih olmuş mu?” diyerek vesvese etmek yerine “Acaba kabul oldu mu?” denilmelidir. (Ancak fıkhi hükümlere uyularak amel edildiğinde bu kural geçerlidir.)
“Dinde, harec yoktur” (Buharî)
Bir kişinin ibadetini olmadı vesvesesi ile tekraren iade etmesi kişiye usanç verir. İbadetlerinde muvaffak olamama düşüncesi ile umutsuzluğa düşer. Bu durum kişiye büyük bir zorluktur. Hem başta zaman olmak üzere pek çok israfa girebilir. İsraf ise haramdır. Ayrıca insan aciz olduğu için ibadetteki kusuru pek çoktur. Tövbe ve dua ile o günahlardan temizlenir.{fcomment}