Akılla İnanç Arasındaki Bağlantı

 Akılla İnanç Arasındaki BağlantıAkılla İnanç Arasındaki Bağlantı

İnsan kâinatın özü ve bir nevi çekirdeğidir. Bu nedenle kâinatta ne varsa aynı zamanda insanda da vardır. İnsandaki maddi yönü yani vücudu kainatın maddi ve görülen yönünü özetlerken manevi ve görülmeyen yönü ise gözümüzün görmediği madde ötesi âleme işaret eder. Onun mahiyetini anlar ve kavrar.

İnsan gözü madde âlemini görürken gözükmeyen aklı sayesinde madde ötesi âlemi kavrar ve varlığını kabul eder.

İnsan, iman nuru sayesinde en yüksek manevi dereceye yükselir ve Cennet nîmetine lâyık bir kıymet alır. Allah’ı inkâr ile de Cehenneme layık olacak bir duruma düşer. Çünkü imân, insanı Allah’a bağlar. İnkâr ise o bağı keser ve üzerimizdeki İlâhî sanat eserleri gizlenir. İşte bu kesintiden dolayı insanların manevî yönü gizli kalır, âdetâ kıymeti hiçe iner. Yalnız madde yönü kalır. Madde ise insana göre fânî (geçici) ve ıstıraplar içerisinde bir hayatı içine aldığından manevî bakımdan kıymetsizdir. (Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, s. 311)

İnsan sahip olduğu akıl sayesinde İslam’ın inanç esaslarını kavrar. Akıl Allah’ın varlığını ve birliğini meleklere, peygamberlere, kitaplara ve ahiret gününe inanmayı gerekli kılar.

Kainat mükemmel bir düzen ve ölçüde yaratılmıştır. Kainattaki bu mükemmel düzen ve ölçü kuşkusuz yaratıcının sonsuz ilim, irade ve kudretini gösterir. Kainatın kendi kendine meydana gelmesi için bu sıfat ve özelliklere sahip olması gerekir. Oysaki akılsız, şuursuz ve bilgisiz olan evrenin ilim, irade ve kudret yani güç sahi olmasını düşünmek olanaksızdır. O halde kainat sonsuz ilim irade ve kudret sahibi olan Allah tarafından yaratılmıştır. Tüm bu bilgiler ışığında akıl kainatın yaratıcısının bir ve tek olduğu sonucuna varır.

Kainatı mükemmel bir düzen ve ölçü içerisinde yaratan Allah elbette onu boş ve amaçsız ve hikmetsiz bırakmaz. Bu yaratılışta hikmet ve gayeleri bir peygamber aracılığı ile insana öğretecektir. Bu anlamda peygamberler insanlara tarih boyunca liderlik ve rehberlik etmişlerdir. İnsanlara Allah’ın insanı yaratmasındaki gaye ve maksadı öğretmişlerdir.

Akıl ve özgür iradeye sahip olan insanlar peygamberlerin bildirdiği bu öğütleri dinler veya karşı çıkarlar. En küçük bir idari yapıda kural ve ölçülere uyanlar ödüllendirilir ve uymayanlar ve çiğneyenler cezalandırılır. Bir sınıfta çalışkan ve başarılı bir öğrenci ile yaramaz ve tembel bir öğrenciye aynı not verilmez. Elbette koca kainatı yaratan ve yaratılış maksadına uygun hareket eden insanlar ahirette mükafatlandırılırken; aksi şekilde hareket edenler de cezalandırılır. Bu bilgiler ışığında akıl ahiret cennet ve cehennemim varlığını kabul eder.

Yüksel UÇAR